ARZUCA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ARZUCA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ÖZLEMEK

14 Nisan 2011 Perşembe


O günlerin anlatılmaz bir hissi vardı bende
Böyle güzel bir yaz akşamı, hava serinlemiş, evlerin önü sulanmış, hafif amber yanıbaşımızda... 
Sıcak da serin de tam tadında
Hani azcık kuş sesi de var çocuk sesleriyle kolkola...
Yüzümüzde gülücükler...
Sakiniz, 
Telaşsızız, 
Aç değil 
Tok değiliz
Herşey tam kararında... 
Bir kahve istiyoruz sohbete yoldaş... 
Başımızdan aşağı soğuk sular dökülmüş ohh bee demişiz gibi sonunda... 
O güzel şehirde, son haftalarımı hep böyle düşlüyorum...
İşte buna ben; 
Özlem diyorum...

-17

6 Temmuz 2010 Salı






-17
17 gün kaldı
Sevgiliye kavuşmaya...
Sevgiliye sarılmaya
Say say geçmiyor günler...
Yeni yaşamımıza, yeni arabamıza, yeni evimize uzaktan bakıyorum şimdilik...

Sevdiğime ... uzaktan ...

Neredeyse tam 3 ay olacak,

Doğukan ne kadar büyüdü bu zamanda...
Huyu kaç kez değişti :))
Bize ait olmayan tüm evlerde dört el sarılıyoruz yaşama, kenara çekilmeden katılıyoruz.
Tadını da çıkarıyoruz günlerin hani...
Karpuzun, denizin, izmir tulumunun, kaynamış mısırın, alsancağın, şarabın, mojito ve arkadaşların, şehir şehir gezmelerin, serinn yaz gecelerinin...
yalnızlığın bile biraz...

Ve eşyasız, köksüz, özgürlüğün...
yakında sırtımızda bir kambur gibi duracak yeni eşyalarımıza da karar vermeye çalışıyoruz bir yandan,
internet denen pencereden yeni yaşamımıza bakıyoruz

Doğukan sıklıkla kaan ile konuşurken laptop ın ardına geçiyor, uzun uzun arıyor babası nerde diye! ...
Aklı karışsa da geçip ekrana şımarmaya devam ediyor tabii :)
Orada tekrar en miniğinden bebeğe dönüyor
Şımarmak böyle tarif edilebilir mi? :D

Sevgilimin gözleri doluyor biliyorum
Çok özledim seni babacım demiyor şimdilik
demek istemiyor...
Amma fena şeysin mesafe sen...

Dodimin hep yaptığı gibii ;
Ellerimii uçak gibi ekrandan geçiriyorum
Veee onun sesiyleee " Vuuuuuuuuuuuuup"
diyerek

geliyoruz yanınaa, 17 gün sonra diyorum...

Keşkeee bu kadar kolay geçse bu yolculuk, uyusam uyansam evimde yatağımda huzurla uyuyor bulsam kendimii :D

haydi eyvallahh...

OOZE VENUE DE EMRE AYDIN KONSERİ

11 Mayıs 2010 Salı


Ooze Venue de, Emre aydın konseri :)
Cemalinin "duymak istiyorum" unu duymak istyormuşuz meğer... hem de EmreAydın dan
Ünv yıllarına döndük sayesinde...
Sevgiliyle elele,
Gitmeden birkaç gün öncesine denk geldiği için midir nedense pek güzel gelen konser...

Kağıt Evlerden " Hoşçakal" aşkımaaaaa

http://www.dailymotion.com/video/xctgzn_emre-aydyn-hoycakal-hq_music

KANADA ya Yerleşme Kararı

30 Mart 2010 Salı


Uzun, upuzun bir yolculuğun sonuna geldik.
Artık nihayet beklenen gün de geldi.

KANADA yani hayatımızın geri kalanını geçirmeye karar verdiğimiz ülke,
artık bir uçak yolculuğu kadar uzağımızda...

Sevgilimle evlenmeye karar verdikten hemen sonra ama evlenmeden önce vermiştik bu kararı.
İlk çalışma yıllarımda benim de kalınca bir dosya geride bıraktığım bu macera defterim onun ısrarları üzerine yeniden açıldı.
Hiç düşünmediğim bu ülke Kaan ın evinde buzdolabında kocaman bir resmi olan şehre olan aşkı yüzünden aklımıza düştü.
Sonra evlilik bebek...bu düşünce rafa kalkmış gibiydi derken.

...Artık gitme zamanı...

"Ne kadar zamanda alışılır yeni bir yaşama" "Alışabilecekmiyiz?...İnsanoğlunun en güzel, kimi zaman en düşündürücü ve kötü özelliği "alışmak" ne de olsa
alışacağız ...ne talih ki ve ne yazık ki...

İşte
Bu son 3 gün evimizdeki:
Sevgilimin kucağında yeni bir hayata ilk adımlarıma, bize, hayallerimize, dünyadaki en önemli varlığımız bebişimize, onun dünyaya gelişine, sonra hatta oğluşumun ilk adımlarına da ev sahipliği yapan bu güzel şirin eve elveda diyeceğiz.
Karnım burnumda sancılarım başladığında doğum kolay olsun diye sevgilime de haber vermeden 3 saat boyunca hızla her yerini adımladığım bu evi asla unutamam şüphesiz
Ama heryeni şey için birbaşkasını feda eder insan.
Zor da olsa bağlandığı evi eşyaları bırakabilmek olağanüstü bir özgürlük hissini de beraberinde getiriyor.
Şimdilik bu özgürlüğün tadını çıkarıyoruz.

Doğukan olup bitenlerden ne kadar haberli ne kadar habersiz bilemiyoruz.
Onun hayatını bizimkinden çok daha başkalaştıracak bu kararın sancılarını çekmeden atlatsın diye elimizden geleni yapacağız.

Gitmek fikri yine de zormuş diyorum kendi kendime
Gitmeden hemen evvela bu konuda düşüncelerimi yazacağım lakin şimdilik bu düşünceleri uzakta tutmaya çalışıyorum kendimden

Umarım herşey gönlümüzce olur.
Darısı BÜYÜK DÜŞLER gören herkesin başına...

2010 OSCAR ÖDÜLLERİNİ KAZANANLAR

8 Mart 2010 Pazartesi

İşte Kazananlar:

En iyi film: The Hurt Locker
*En iyi erkek oyuncu: Jeff Bridges (Crazy Heart)
En iyi kadın oyuncu: Sandra Bullock (The Blind Side)

*En iyi yardımcı erkek oyuncu: Christoph Waltz (Inglourious Basterds)
*En iyi yardımcı kadın oyuncu: Mo'Nique (Precious)
*En iyi animasyon filmi: Up
*En iyi sanat yönetimi: Avatar

*En iyi görüntü yönetmeni: Avatar
*En iyi kostüm: The Young Victoria
En iyi yönetmen: Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
En iyi belgesel: The Cove
En iyi kurgu: The Hurt Locker
En iyi yabancı film: The Secret in their eyes(Argentina)
*En iyi makyaj: Star Trek
*En iyi film müziği: Up
En iyi şarkı: Crazy Heart
En iyi kısa film: The New Tenants
En iyi ses kurgu: The Hurt Locker

En iyi ses miksaj: The Hurt Locker
*En iyi görsel efekt: Avatar
En iyi uyarlama senaryo : Precious

En orijinal senaryo: Hurt Locker (Mark Boal)

* işaretli olanlar tahmin ettiklerim ve de içime sinenler

Hurt Locker a bu kadar oscar anlamlı gelmedi hiç
Sandra Bullock hiçyoktan yere oscar aldı, diğer adayların hakkı yendi resmen
Ses Kurgu Ses miksaj kategorilerinde Hurt Lockerın ödülü alması beni iyice şaşırttı doğrusu
District9 a tek bir ödül bile gitmedi çok yazık oldu. Kurgu dalında hiç değilse ödül onun hakkıydı. Bilim kurgu filmlerine hep uzak duran ve ödül vermeye yanaşmayan akademi bizi bir kez daha şaşırtmadığı için her geçen yıl biraz daha düşen izlenme oranları daha da düşmeye devam edecektir. Hayal kırıklıkları ve gene yaptılar yapacaklarını hissiyatı sinemaseverleri bu organizasyondan, güven ve ciddiyetinden uzaklaştırmaktadır.
Uyarlama senaryo da oyum kendisine olmasa da Precious aldığı tüm ödülleri hak eden bir filmdi.
Orjinal Senaryo da Hurt locker hiç olmadııı...

bunlar benim naçizane yorumlarm tabii
Belgesel yabancı film kısa belgesel kısa film kategorilerini izlemedim ne yazık ki.
Belgeselleri özellikle izleyeceğim. Bakalım neler döktürmüşler.

Bol sinemalı günler herkese
...

2010 OSCAR TAHMİNLERİ

En iyi film kategorisinde bu yıl 10 film yarışıyor. Sebebi bu yıl çok sayıda iyi film olmasıymış( ki sebep buysa çok önceden bu sayının artırılması gerekirdi diye
düşünüyorum ,geçmişte nice filmlere haksızlık oldu öyleyse, ama yine de zararın neresinden dönülse kardır diyelim)

Öncelikle,ilk bakışta bazı filmlerin neden bu kategoride olduğunu gerçekten anlayamadım."Up in the air", "Blind Side" ı kastediyorum. Fazla amerikan tarzı, onların seveceği öğeleri barındırıyor. Sonra Up in the Air ı bir kez daha değerlendirince onu beğendiğime karar verdim. Öyküsü ilginç çünkü düşündürücü bir boşluk bırakıyor insanın içinde. En iyi filmde tabi ki ödül alacak değil ama. Blind side ile ilgili düşüncem ise değişmedi izlerken keyif alabilirsiniz ama burda ne işi var yani diyorum. Bu filme Kadın oyuncu dalında ödül verecekler ise inanılmaz kızacağım, oyunculuk nerde ben mi göremedim acaba?


Bu yıl herzaman olduğu gibi Coen kardeşlerin filmini merakla bekledim çünkü çok çok beğeniyorum filmlerini,yine imzalarını attıkları, tuhaf değişik bir hikaye
geldi onlardan ve ben yine beğendim tabi ki tam benlik ancak daha iyi filmleri vardı tabii.
Bu film en iyi Orjinal senaryado güçlü adayım ama en iyi film için sıra ona gelmez diye düşünüyorum.

Avatar derseniz çok beğendim, hikaye tanıdık mı tanıdık ama öyle değişik işlenmiş ki çalıntı diyenlere katılmıyorum, tek diyeceğim konular özünde benzeyebilir örneğin
bir aşk filmi yapılır sonra birisi daha yapar ama işleyişi, anlatışı için kullandığı dekoru yarattığı dünya farklıdır. Temelde bu farklılıklar avatar da çok özgündü.
Film kesinlikle güzeldi.Yine de en iyi filmi alacak kadar mı derseniz alırsa çok üzülmem ancak bu filmin görsel efekt, ses kurgu miksaj vs ilgili dallardaki adaylığı daha manidar.Çünkü oyunculukların konuşulduğu bir film değil sonuçta.

En iyi yönetmeni alırsa şaşırmam.

Hurt Locker da değişik bir savaş filmi olmuş kamera kullanımı ile çok farklı bir yerden sunduğu kesitle gerçekten benzerlerinden ayrılan bir film olmuş ama ben yine
de abartıldığı kadar çok beğendiğimi söyleyemem. Fazla populist buldum yine amerkan halkına güzel bir hikaye bu. Hikayeyi yargılamazsak diğer açılardan güzel bir film olsa da benlik değil.

District9 ı ayrı bir beğendim, izlerken de yok böyle birşey dedirtti bana. En iyi uyarlama senaryoda tek adayım o. En iyi filmde de adayım kesin.
Konusu, işlenişi, efektler herşey çok ama çok güzeldi. Ayrımcılık ve farklı olanı yargılarken bir kez daha düşündürüyor. Bayıldım. Akademi bu filme ilgi göstermeyecektir ne yazık ki.

Precious içimi sızlattı çok çok güzel hikaye oyunculukların gücüne de dayalı bir konu zaten ve oyuncular hakkını vermişler.
Onu da çok beğendiğimi söylemeliyim. En iyi yardımcı kadın oyuncu da adayım bu film.

Up, birçok animasyo filmine, en iyi film kategorisinde aday olamamasından dolayı yazık olduğunu farkedip, bir gönül alma için en iyi filmde aday
olduğunu düşündüğüm şirin animasyon film.
Başı çok ama çok başarılı ancak orta kısımları yavaş geçen film sonunda yine başındaki tempoyu yakalıyor ama en iyi film olmaya biraz uzak...
Keşke daha önceden akıl edilseydi de wall-e ye yazık olmasaydı(sadece animasyon için söylüyorum bunu oysa ne bilim kurgular geldi
geçti ki, saymak mümkün değil.Bu kategoriye aday olmaları değil akıldan bile geçirilmeleri olası olmadı ne yazık ki)

En iyi filmi, akademi herkesin konuştuğu üzre Avatar ya da hurt kocker a mı verecek yoksa yeni oylama sisteminin de etkisiyle sonuçlar herkesi şaşırtacak mı göreceğiz.
Avatar neticede çok gişe yaptı çok konuşuldu bu tür filmlere ödül verdikleri de kaçınılmaz gerçek. Benim favorim ise kesinlikle District9. Film süperdi.

Fırsat bulursam daha sonra filmleri önermek adına da kısaca kendi izlenimlerimi yazmak isterim.

En iyi erkek oyuncu kategorisinde
George clooney, En iyi kadın oyuncu kategorisinde de Sandra Bullock neden var acaba? George clooney seven biri olmama rağmen düşüncem kesinlikle bu yönde.
George Clooney ödül alamaz diye düşünüyorum ama bir heykelcik de sandraya versek fena olmaz artık diye bir düşünce var sanıyorum akademi de.
Ama çok yanlış olur oyunculuk neresindeydi bu filmin anlayamadım ben.
bu kategoride benim almasını istediğim isim En iyi erkek oyuncuda Jeff Bridges ya da Jeremy Renner Hurt Locker da güzel oynamış.
Vee Morgan Freeman alsın ödülü vallahi pek sevinirim kendisini pek severim. Bakalım bu kategori süpriz yapabilir.

En iyi kadın oyuncu için Carey Mulligan ı çok beğendim ve onun hakettiğini düşünüyorum.Bu genç oyuncuya bu ödülü verirlermi bilemiyorum ancak Akademi, ödülü Meryl Streep e verirse en çok aday gösterdiği ve esasen çok beğendiğim bu oyuncu 3. oscarını almış olacak yanlış hatırlamıyorsam.Sandra Bullock gelince lütfen adaylık bile şaka gibi bir de ödül almasın, Altın küreyi aldı o kadarı yetsin lütfen :D

En iyi yardımcı kadın oyuncu adaylıkları güçlü bence ama ödül şüphesiz Precious daki roluyle Mo'nique e gidecektir.

En iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü Christoph Waltz e gider. Yardımcı erkek oyuncudan çok ana erkek karakter olmuş bu filmde.

En iyi animasyon kategorisi tüm filmleri izleyemedim ne yazık ki ama adaylar güçlüymüş Up orta kısmındaki yavaşlık haricinde güzel filmdi Mr. Fox çok değişik bir film olmuş beğendim, bakalım eski hikayeden uyarlama Prenses ve Kurbağa ya şans vermiyorum.Bunlar arasında oyum Up a gidiyor.


En iyi Sanat yönetimi, Nine alabilir ya da young Victoria belki avatar emin değilim kafam karışık burada.

En iyi görüntü yönetimini Avatar alsın isterim.

En iyi kostum dizayn, En iyi belgesel, yabancı fil kısa film dallarında tüm adayları izleyemedim fikri belirtmem doğru olmayacak

En iyi yönetmen eski iki eşten birine gidecek herhalde, heykelcik tahminlerine bakılırsa(avatar ya da hurt locker), gönlümden tarantino geçse de

En iyi kurgu District9

En iyi makyaj Star Trek (Film çok süperdi :))

En iyi film müziği Up/Sherlock Holmes

En iyi görsel efekt Avatar ama Diğer adaylarda süper kararsızım bu kategoride

En iyi Şarkıyı Nine alsa.

En iyi uyarlama senaryo District Nine

En iyi orjinal senaryo İnglorious Basterds mı olsa

veeeee tören başlıyor......

82.AKADEMİ ÖDÜLLERİ, OSCAR'A BİR GÜN KALA

7 Mart 2010 Pazar



Günlerdir filmleri izlemekle meşgulum bu yüzden yazmaya fırsat bulamadım.
Güzel filmler var bu yıl, ben kendi tahminlerimi yaptım artık sonuçları bekliyorum.
İzleyemediğim kategoriler için daha sonra mutlaka göz atacağımı bilsem de, bir bebekle bu işlerin ne kadar zor olduğunu bir kez daha hatırladım.Bana kalan az vakitte bu kadar film izlemek bile başarı oldu.
Neyse akademi bizleri (sinemaseverleri kastediyorum ) çoğu kez şaşırtsa da
neyi seçeceklerini (ilginç seçim kriterlerini) artık bilsek de
yine de bu töreni izlemek kuşkusuz çok heyecan verici ...


İşteee Adaylar :

EN İYİ FİLM
Avatar(2009)
James Cameron and Jon Landau, Producers
The Blind Side (2009) Gil Netter, Andrew A. Kosove and Broderick Johnson, Producers
District 9 (2009)
Peter Jackson and Carolynne Cunningham, Producers
An Education (2009) Finola Dwyer and Amanda Posey, Producers
The Hurt Locker (2008)
Kathryn Bigelow, Mark Boal, Nicolas Chartier and Greg Shapiro, Producers
Inglourious Basterds (2009) Lawrence Bender, Producer
Precious: Based on the Novel Push by Sapphire (2009)
Lee Daniels, Sarah Siegel-Magness and Gary Magness, Producers
A Serious Man (2009)
Joel Coen and Ethan Coen, Producers
Up (2009)
Jonas Rivera, Producer
Up in the Air (2009/I)
Daniel Dubiecki, Ivan Reitman and Jason Reitman, Producers

EN İYİ ERKEK OYUNCU:

Jeff Bridges
Crazy Heart (2009)
George Clooney
Up in the Air (2009/I)
Colin Firth
A Single Man (2009)
Morgan Freeman
Invictus (2009)
Jeremy Renner The Hurt Locker (2008)

EN İYİ KADIN OYUNCU:

Sandra Bullock
The Blind Side (2009)
Helen Mirren The Last Station (2009)
Carey Mulligan
An Education (2009)
Gabourey Sidibe
Precious: Based on the Novel Push by Sapphire (2009)
Meryl Streep
Julie & Julia (2009)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU:

Matt Damon
Invictus (2009)
Woody Harrelson
The Messenger
Christopher Plummer
The Last Station (2009)
Stanley Tucci The Lovely Bones (2009)
Christoph Waltz
Inglourious Basterds (2009)

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU:

Penélope Cruz
Nine (2009)
Vera Farmiga
Up in the Air (2009/I)
Maggie Gyllenhaal Crazy Heart (2009)
Anna Kendrick Up
in the Air (2009/I)
Mo'Nique
Precious: Based on the Novel Push by Sapphire (2009)

EN İYİ ANİMASYON FİLM:

Coraline (2009)
Fantastic Mr. Fox (2009)
The Princess and the Frog (2009)
The Secret of Kells (2009)
Up (2009)

EN İYİ SANAT YÖNETMENİ:

Rick Carter and Robert Stromberg; Set Decoration: Kim Sinclair
Avatar (2009)
Dave Warren and Anastasia Masaro; Set Decoration: Caroline Smith
The Imaginarium of Doctor Parnassus
John Myhre; Set Decoration: Gordon Sim
Nine (2009)
Sarah Greenwood; Set Decoration: Katie Spencer
Sherlock Holmes
Patrice Vermette; Set Decoration: Maggie Gray
The Young Victoria

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:

Mauro Fiore Avatar (2009)
Bruno Delbonnel Harry Potter and the Half-Blood Prince
Barry Ackroyd The Hurt Locker (2008)
Robert Richardson Inglourious Basterds (2009)
Christian Berger The White Ribbon

EN İYİ KOSTUM DÜZAYNI:

Janet Patterson Bright Star
Catherine Leterrier Coco before Chanel
Monique Prudhomme The Imaginarium of Doctor Parnassus
Colleen Atwood Nine (2009)
Sandy Powell The Young Victoria

EN İYİ YÖNETMEN:

Kathryn Bigelow The Hurt Locker (2008)
James Cameron Avatar (2009)
Lee Daniels Precious: Based on the Novel Push by Sapphire (2009)
Jason Reitman Up in the Air (2009/I)
Quentin Tarantino Inglourious Basterds (2009)

EN İYİ BELGESEL:

Anders Østergaard Burma VJ: (2008)
Louie Psihoyos The Cove (2009)
Robert Kenner Food, Inc. (2008)
Judith Ehrlich, Rick Goldsmith The Most Dangerous Man in America:(2009)
Rebecca Cammisa Which Way Home (2009)

EN İYİ KURGU:

Stephen Rivkin, John Refoua and James Cameron Avatar (2009)
Julian Clarke District 9 (2009)
Bob Murawski and Chris Innis The Hurt Locker (2008)
Sally Menke Inglourious Basterds (2009)
Joe Klotz Precious: Based on the Novel Push by Sapphire (2009)

YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM:

Ajami (2009): Scandar Copti, Yaron Shani(Israel)
Das weisse Band Eine deutsche Kindergeschichte (2009): Michael Haneke(Germany)
El secreto de sus ojos (2009): Juan José Campanella(Argentina)
A Prophet (Un Prophète)(2009): Jacques Audiard(France)
The Milk of Sorrow (La Teta Asustada)(2009): Claudia Llosa(Peru)

EN İYİ MAKYAJ:

Aldo Signoretti and Vittorio Sodano Il Divo
Barney Burman, Mindy Hall and Joel Harlow Star Trek
Jon Henry Gordon and Jenny Shircore The Young Victoria

EN İYİ FİLM MÜZİĞİ:

James Horner Avatar (2009)
Alexandre Desplat Fantastic Mr. Fox (2009)
Marco Beltrami and Buck Sanders The Hurt Locker (2008)
Hans Zimmer Sherlock Holmes
Michael Giacchino Up (2009)

EN İYİ ŞARKI:

Almost There The Princess and the Frog
Down in New Orleans The Princess and the Frog
Loin de Paname Paris 36
Take It All Nine
The Weary Kind Crazy Heart

EN İYİ KISA FİLM:

The Door (2008)
Istället för abrakadabra (2008)
Kavi (2009)
Miracle Fish (2009)
The New Tenants (2009)

SES KURGU:

Christopher Boyes and Gwendolyn Yates Whittle Avatar
Paul N.J. Ottosson The Hurt Locker
Wylie Stateman Inglourious Basterds
Mark Stoeckinger and Alan Rankin Star Trek
Michael Silvers and Tom Myers Up

EN İYİ SES MİKSAJ:

Christopher Boyes, Gary Summers, Andy Nelson and Tony Johnson Avatar
Paul N.J. Ottosson and Ray Beckett The Hurt Locker
Michael Minkler, Tony Lamberti and Mark Ulano Inglourious Basterds
Anna Behlmer, Andy Nelson and Peter J. Devlin Star Trek
Greg P. Russell, Gary Summers and Geoffrey Patterson Transformers: Revenge of the fallen

EN İYİ GÖRSEL EFEKT:

Avatar (2009)
District 9 (2009)
Star Trek (2009)

EN İYİ UYARLAMA SENARYO:

Written by Neill Blomkamp and Terri Tatchell District 9
Screenplay by Nick Hornby An Education
Screenplay by Jesse Armstrong, Simon Blackwell, Armando Iannucci, Tony Roche In the Loop
Screenplay by Geoffrey Fletcher Precious: Based on the Novel Push by Sapphire
Screenplay by Jason Reitman and Sheldon Turner Up in the Air

EN İYİ ORJİNAL SENARYO:

Written by Mark Boal The Hurt Locker
Written by Quentin Tarantino Inglourious Basterds
Written by Alessandro Camon & Oren Moverman The Messenger
Written by Joel Coen & Ethan Coen A Serious Man
Screenplay by Bob Peterson, Pete Docter, Story by Pete Docter, Bob Peterson, Tom McCarthy Up



2010 AVRUPA ARTİSTİK PATİNAJ ŞAMPİYONASI

22 Ocak 2010 Cuma


Gözlerimiz 18 Ocak - 24 Ocak 2010 tarihleri arasında Tallinn, ESTONYA da

Herhalde 6 yaşımdan beri tv camına yapışıp izlediğim bu spor dalı için,
Sadece bir spor mudur bu izlediğimiz acep ? demeden duramıyor insan
Spor, Bale, Dans, Müzik, Kostumler hepsi içiçee öyle güzel harmanlanıyor ki ...

Acaba en çok hangisi beni kendine çekmişti ilk
Ayırt bile edemiyorum...

Artık bir önemi de yok aslında


Şu an bu satırları bana yazdıransa Buzprensi Evgeny Plushenko nun olağanüstü dönüşü sonrası Avrupa Şampiyonluğunu 6.kez kazanması olmalı.
O pluskenko ki ,4 yıl aradan sonra, bana bir olimpiyat şampiyonluğu daha lazım deyip yarışma pistlerine dönen, bu açıklamasından beri izlemeyi beklediğim, sanki hiç ara vermemişçesine daha kısa programda 91,3 puan alıp birinciliğe oturmuş , yetmemiş Serbest programda harika bir seri sunarak tabii ki iyi bir patenci olduğunu bildiğimiz ancak bir türlü içimin ısınmadığı, meşhuur Alexi yagudin'in taklidi gibi gelen, fazla hırslı bulduğum Brian Joubert'i 16 puan farkla geçmeyi başaran , katılmasının etkisiyle tüm sporcuların serilerini gözden geçirmelerini ve değişikliklere gitmesini sağlayan gelmiş geçmiş en iyi patencidir.
Buza yakışır, artistik ve tiyatral yeteneği olağanüstüdür, değişiktir, izlenesidir. Kısmet olurda canlı izleyebilirsem kendini gözüm açık gitmeyecek şahsiyettir aynı zamanda.

Tek Erkekler müsabakası çok heyecanlı geçti
Daha başladığı andan itibaren keyifli seriler izletti bize
Özellikle son grupta nefesimizi tutarak izleten tüm sporculara sonsuz teşekkürler

Dikkati çeken bir sporcuda İspanya dan bir ilk Javier Fernandez olmuştur beliteyim Karayip Korsanları film müziği ni de içeren güzel bir seri sunarak 8.olmayı başarmıştır.

kısa programsonunda 2.bulunan Brian Joubert kötü bir seri sunarak 3.olmuş
Gönlümde ayrı bir yeri olan buz üstünde elinde gülüyle yaptığı Romeo serisi hala aklımda spin kralı ve hatta yakışıklıı, harika Stephane Lambiel ise şanssız denge kaybı ve düşüşüne rağmen La Traviata ile çoşku dolu, uçar gibi ama zarif bir seri izleterek, seyirciyi de (ben de dahil olmak üzere, onla vals yaptım ben de uzun zaman aradan sonra, aklımda da olsa dans ettim ve hatırladım eski dans günlerimi) kendisiyle dans ettirmeyi başarmış ve ayakta alkışlanarak 5. likten 2.liğe yükselmiştir.


Madalya töreni, Brian ike Evgeny arasında soğuk rüzgarların hissedildiği ve bu anlamda ,bu sporda görmeye pek alışkın olmadığımız ve bana, yıllar öncesi Buzdansında Oksana Gritschuk-Evgeny Platov çifti ni geçemeyen Angelica Krilova- Oleg Ovsiannicov çiftindeki, Angelica nın hırsı nı çağrıştırsa da orada hakettiğini alamadığını düşünen, harika bir Carmen sunumu sonrası bile 2. liğe layık görülen çiftin isyanıydı adeta, burada ise Brian gerçekten kötü bir seri sundu ve bunu kabul edemeyişi tüm tören boyunca yüzüne yansıdı ne yazık ki.


Evgeny Plushenco ile Stephane Lambiel birbirini gayet güzel bir el sıkışmayla avuçlaırnı birbirine çarptırarak tebrik ederken Brian ile evgeny tebriği ise biraz soğuk idi.
Gönlümün birinci ve ikincisine sıralamada aynı yerleri layık gören jüri sayesinde, kendi açımdan doyurucuuu, harika ve beklenene kavuşmalı bir gece oldu :D

Sonuçlar için :
http://www.isuresults.com/events/fsevent00011104.htm
detaylı sonuçlar ve program içinse :
http://www.isuresults.com/results/ec2010/index.htm

adresine göz atabilirsiniz.

Şu an bir yandan Buz dansı çiftlerini izlemekteyim. Yorumlarımı fırsat bulursam yazmadan geçmeyeceğim.

Bol sporlu günler...

İyi ki döndün iyi ki varsın Evgeny .............. :D

Bu arada Plushenko tabii ki yine Edvin Marton un bir eseri ile kaydı üstelik kendisi için özel olarak yapılan bir parça ile Edvin Marton hayranlığımla ile ilgili başka bir yazı yazarım artık




Bakmadan dinlemeden geçmeyesiniz efenim
Hergün bir kez en az dinlenir, Tosca ile kendimize gelinir :)

http://www.youtube.com/watch?v=UWZtD7IUNr4






Nihat Genç

10 Ocak 2010 Pazar


Hava soğuk...
Timur yola çıkmış öyle soğukmuş ki kürk giymiş.
Yetmemiş,
bir kürk daha.
Sonra bir daha derken,
kürk kürk üstüne giymiş çıkmış
Yolda hocaya rastlamış.
Yanlarından geçerken bir de bakmış ince bir zıbınla Hoca.
Dönmüş,
Sormuş;

"Yahu ben kürk üstüne kürk giydim, hala üşüyorum. Sen nasıl böyle geziyorsun?" diye
Hoca da

"Vallahi evinde ne varsa giyen üşümez"
"Ben de evde ne varsa giydim, üşümüyorum" demiş.
Nihat Genç den alıntıdır...



Ne güzel bir konuşmaydı o...
Sıcacık insanlardan bahsetti sıcacık insanlar kaldı mı artık
Robot gibi paylaşmayan dertleşmeyen insan guruhları.
Ve imal etmekten bahsettii, birşeyler, bir marka, bir mamul, bir eser yaratmaktan.
Ne güzel özetledi.
İşe gidip gelen, ama birşey imal edemeyen. Bunun için zaman, imkan bulamayan mühendislerden, gençlerden.
Bu sıkışılmışlıktan.
Ve bu konuda bilinçlenme sağlayacak yazarlara ne kadar ihtiyacımız olduğundan da...
Ekonomi hocaları da böyle anlatsa!
Böyle anlatılmaz tabii bilmez miyim.
ama en sonunda hiç değilse şöyle bir toparlasalar ya...
Güzel olmazmıydı :)
NOT: Böyle dedim ama hakkını asla yiyemeyeceğim kendi hocamı Kutlu Bey i dışında tutuyorum tabii bu söylemin. Endüstri muhendisliğinde, renkli gözleri kadar renkli, güzel ekonomi derslerine imza atmış olan ve
"Küçük hanım kahveyi içeceksek dışarda içelim olmaz mı" diye, yanımdan geçerken kimse duymadan kibarca beni uyaran,
Benimse, o çok sevdiğim, kendisi olmadan asla ayılamadığım kahveyi, sadece dersi mümkün olduğunca ayık dinlemek isteyişimin bir sonucu olarak ellerimin arasında ne yazık ki tutuyor olduğumu belirtip, ama kahveyi de el maharetiyle masamın altına gizleyip derse devam etmeyi tercih edeceğimi belirttiğim,
Karşılığında "Lütfen içmeye devam o zaman" cevabına layık bulunduğum harika hocamdır.
anmış oldum Prof. Dr. Kutlu Yaşar ZORAL'ı bu vesileyle
Eee tabi özledim üniversite günlerini.
Böyle daldan dala konuşmaları, o zaman her gün yapmak lüks değildi.
Şimdiyse, sadece blogumda bu hakkımı kullanıyorum.
Okuyanlara sormadan :)
Bizim için iktidar (dedi sonlara doğru)

Çocuğumuzun, yarimizin yanağındaki gamzedir
Anadolunun yüzündeki gülümsemedir.
Dostlardır, paylaşmaktır.
Bazıları için iktidarın ne olduğu malum, ya da şöyle desek çoğu kişi için ne olduğu malum.
Ben O "bizim" kelimesi içine bizi de koydum yanyana sıcacık biz gibi bizlerden bir ateş yaktım içimde.
Benim bu kısacık alıntılarım konuşmanın güzelliği yanında öyle yetersiz kalıyor ki siz en iyisi Bulun dinleyin.
Alın okuyun.
Şiddetle tavsiye ederim...

YAZ

16 Ağustos 2009 Pazar

Yazzz geldiii
iyi ki ...
İçimizdeki tüm nemli çürümüş yerleri kuruttuu
İçimizde güller açtırdı
YAZ...

Yüzüme güldü gene :D
Pempe yanaklarr, verilen kilolar, harika kokan saçları bana,
Sevgilisine hediye getiren bir genç edasıyla,
Ama
Yanakları al all yüzünde mahçup bir edayla değil,
Dosdoğru gözlerimin içine bakarak, içimi görerek, ayaklarımı titreterek,
Beni kendine doğru çekip bir öpüşle noktalar gibi verdi

Saçlarım hala ıslak
Gözlerim değil...

Emmeyi Bıraktırmak,Ne Zaman Nasıl?

22 Mayıs 2009 Cuma

Bebişlerin yaşları Bir'i geçtiğinde, anneleri emmeye iyice düşkünleşen bebişleriyle ilgili hep bu soruyu sorarlar, er ya da geç...

Özellikle panik anlarında ya da diş çıkarma gibi canlarını yakan olaylar ardarda gelirken emmeye iyice düşüp ek gıdalarla ilgili alımı azaltabilirler (bazen bazı bebeklerde tam tersi de olabilir)
Süt hala yeter miktarda da salgılanıyorsa bebek bununla doyduğunu zannedebilir
Ebeveynler de aniden memeden kesmenin, beslenmenin normale dönmesi ve düzene girmesi açısından akıllıca olduğunu düşünseler bile, bunun bebek üzerindeki etkisi çok iyi bilinmelidir.

Bir çok bebek için emmek doymaktan öte büyük anlam yüklüdür.
Doğduğundan beri karnının doyduğu, annesinin kucağında yani en güvende hissettiği yerde olabildiği, bu dünyadaki en güvenli, en sıcak, en keyifli yerdedir.Dolayısı ile ek gıdalara geçilse bile bu alışkanlıktan ve yüklediği anlamlardan vazgeçemek istemezler. Zamanla emmenin azalması gerekirken bazı bebekler buna karşı koyabilir (bazı bebekler kendiliğinden emmeyi bırakırlar)
Esasen zaten bebekler alışkın oldukları düzeni sürekli devam ettirmek eğilimindedirler ve de değişime karşı herzaman tepkilidirler.

Ve ne yazık ki ani memeden kesme bebek tarafından birşekilde kabul edilse bile ileriki yıllarında, hayatında yaşadığı herhangi birdeğişimde büyük bir travma olarak ortaya çıkabilir. Bu okula başladığı dönem ,okul değişimi veya şehir değişimi gibi pek çok farklı değişimde kendini gösterebilir.

Dr umla konuşmalarımdan, okuduğum bu konuya dair yazılardan da bunu destekleyen kısımlar oldukça çok aslında. Bu dönem oldukça hassas bir dönemdir ve doğru şekilde değerlendirilmelidir.

Bu nedenle özellikle bebeğin memeye düşkün lüğü diğer gıdaları almama seviyesine varmış ise bu dönemde (muhtemelen bir problem olduğunu düşünebilriz, duygusal bir sıkıntı ve ya yaşanmış akut bir olay bu döneme denk gelmiş olabilr) ani kesme pek de uygun olmayacaktır.

Onun yerine bu dönemde bebeğimizle çok yakından ilgilenmek, nitelikli zaman geçirmek onun yaşadığı sıkıntıları atlatmasında yardımcı olacaktır. bu yakın ilgiyle size güveni tamamıyla sağlanacak ve yaşadığı bu doyum onu aşırı emme isteğinden uzaklaştıracaktır tabii bunun için gereken zamanı ona tanımamız gerekir.
Bunu hiseetiğimizde emme sayısını günden güne azaltarak emmeyi bıraktırmak sanırım her iki taraf için de en mnatıklısı olacaktır.
Ani memeden kesme annelerin göğüsleri için de uygun bir değişim olmayabilir.

Anne ve bebişlerimiz için bu çok özel ve de güzel paylaşımın tadını çıkarmalıyız ve dünyada bunu yapan tek kişinin bizler olmadığını bilmeliyiz. Bu süreç Tanrıya şükür ki hala en doğal haliyle yüzyıllardır çalışıyor. Hamilelik ve bebeğin gelişimi özel şartlar dışında insanlar tarafından müdahele edil(e) meyen doğal bir süreç. Bu yüzden zorlama olmayan çözümlerle ve iki tarafında alışacağı kabulleneceği doğal yöntemlerle çalışmak en doğrusu olacaktır.