
Hava soğuk...
Timur yola çıkmış öyle soğukmuş ki kürk giymiş.
Yetmemiş,
bir kürk daha.
Sonra bir daha derken,
kürk kürk üstüne giymiş çıkmış
Yolda hocaya rastlamış.
Yanlarından geçerken bir de bakmış ince bir zıbınla Hoca.
Dönmüş,
Sormuş;
"Yahu ben kürk üstüne kürk giydim, hala üşüyorum. Sen nasıl böyle geziyorsun?" diye
Hoca da
"Vallahi evinde ne varsa giyen üşümez"
"Ben de evde ne varsa giydim, üşümüyorum" demiş.
Nihat Genç den alıntıdır...
Ne güzel bir konuşmaydı o...
Sıcacık insanlardan bahsetti sıcacık insanlar kaldı mı artık
Robot gibi paylaşmayan dertleşmeyen insan guruhları.
Ve imal etmekten bahsettii, birşeyler, bir marka, bir mamul, bir eser yaratmaktan.
Ne güzel özetledi.
İşe gidip gelen, ama birşey imal edemeyen. Bunun için zaman, imkan bulamayan mühendislerden, gençlerden.
Bu sıkışılmışlıktan.
Ve bu konuda bilinçlenme sağlayacak yazarlara ne kadar ihtiyacımız olduğundan da...
Ekonomi hocaları da böyle anlatsa!
Böyle anlatılmaz tabii bilmez miyim.
ama en sonunda hiç değilse şöyle bir toparlasalar ya...
Güzel olmazmıydı :)
NOT: Böyle dedim ama hakkını asla yiyemeyeceğim kendi hocamı Kutlu Bey i dışında tutuyorum tabii bu söylemin. Endüstri muhendisliğinde, renkli gözleri kadar renkli, güzel ekonomi derslerine imza atmış olan ve
"Küçük hanım kahveyi içeceksek dışarda içelim olmaz mı" diye, yanımdan geçerken kimse duymadan kibarca beni uyaran,
Benimse, o çok sevdiğim, kendisi olmadan asla ayılamadığım kahveyi, sadece dersi mümkün olduğunca ayık dinlemek isteyişimin bir sonucu olarak ellerimin arasında ne yazık ki tutuyor olduğumu belirtip, ama kahveyi de el maharetiyle masamın altına gizleyip derse devam etmeyi tercih edeceğimi belirttiğim,
Karşılığında "Lütfen içmeye devam o zaman" cevabına layık bulunduğum harika hocamdır.
anmış oldum Prof. Dr. Kutlu Yaşar ZORAL'ı bu vesileyle
Eee tabi özledim üniversite günlerini.
Böyle daldan dala konuşmaları, o zaman her gün yapmak lüks değildi.
Şimdiyse, sadece blogumda bu hakkımı kullanıyorum.
Okuyanlara sormadan :)
Bizim için iktidar (dedi sonlara doğru)
Çocuğumuzun, yarimizin yanağındaki gamzedir
Anadolunun yüzündeki gülümsemedir.
Dostlardır, paylaşmaktır.
Bazıları için iktidarın ne olduğu malum, ya da şöyle desek çoğu kişi için ne olduğu malum.
Ben O "bizim" kelimesi içine bizi de koydum yanyana sıcacık biz gibi bizlerden bir ateş yaktım içimde.
Benim bu kısacık alıntılarım konuşmanın güzelliği yanında öyle yetersiz kalıyor ki siz en iyisi Bulun dinleyin.
Alın okuyun.
Şiddetle tavsiye ederim...
4 yorum:
benimde ünv.de halil hocam vardı kamu dersi hocası hayransdım onun kişiliğine ders anlatışına sen anlatınca onu hatırladım bende kulakları çınlasın
12 Ocak 2010 13:42güzel paylaşım için teşekkürler cnm
Canım nilücüm
12 Ocak 2010 17:22demek sen de ünv hocnaı andın
yıllar geçtikçe ünv. dönemime özlemim büyüyor benle :D
seninki de senle büyüyormu ki acaba :D
büyümezmi cnm benim ya çok güzel yıllardı ünv. yıllarım dolu dolu geçti hep şimdi böyle herşeyfden uzak evde oturdukça özlemim daha da artıyo :)
20 Ocak 2010 14:47Evet deli kan, akıl beş karış havada, eğlence, arkadaşlık, sevgililer, çıkma teklifleri, partiler, hoşlaşmalar, daha fazla bize kalan zaman, az sorumlulukkkk
21 Ocak 2010 23:54vallahii özlenmez mii hiç
ben deözledimmm ben deeeeeee
Yorum Gönder