VIDEOLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
VIDEOLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Doğukan-Christmas Konser görüntüleri

13 Aralık 2010 Pazartesi

Uzun çok uzun zaman oldu...
Söyleyecek çok şey var...
Ama dün Dodim bir konser verdi...
Buraya tekrar yazmama asıl o sebep oldu...

Başlayalı 1 ay olduğu daycare' e iyice alışıp bizi sevindiren Doğukan konser performansı ile hepimizi şaşırttı...:))

Konsere gidiyorum... Sanırım hazırım...
İşte O anlar...


Erimek istemeyen kardan adam... Normal olarak yaniii ... :))



Doğukan ın Sayıklamalarııııı ....:P

12 Mayıs 2010 Çarşamba



Doğukan ve Atatttttüüürkkkkk:
Ne diyor diye soranlara türkçe meali:
Hadi dodiii

otur dodiii

atatürkkkk
Ayy dur dodiii

hadi dodi dur

otur bakkk

atatürk

Doğukanı oyalamak adına türlü numaralar geliştirmek zorunda kalan annemin, bir belgesele dikkatini çekmek adına çırpınışları beynine kazınmış oğlumun :D
içine işlemiş bir yerde :D :P :D

Bulduğu her türlü kağıt, ıslak mendil poşeti vs. nden bir bildiri okur edasında milyon kere tekrar ettiği bu sözlerden sonra farkettik ki o dodi tekrarı biraz fazla olmuş. Yazık çocuğa...,
Anladık canım oğlumm ismin Doğukan senin, bu zırvalamayı keseceğiz, merak etmeee :D :d :P

Masal Kent VENEDİK

12 Ocak 2010 Salı

17 Ekim Cumartesi sabahın ilk ışıkları ile VENEDİK' E GİRİŞ

Geminin süzülüşü gerçekten olağanüstüydü.

Uyarmışlardı, erken uyanıp, girişi izleyin diye.
Gerçekten heyecanlıyım.
Sandığımız kadar etkilenecek miyiz acaba?
Kaldığımız süre gezmeye yetecek mi?
Demeye kalmadan, gemiden bir botla ayrılıp, Saint Marco meydanına (Basillica, Ducal Sarayı ve tarihi saat kulesinin bulunduğu Saint Marco meydanı merkezi belirleyen bir alan adeta) yakın bir yere yanaşmak üzere yola çıkar çıkmaz, dünyada bir eşi daha olmadığını bildiğimiz bu tuhaf şehir, yüzümüze bakıp, sözlerimizi içimizde bıraktı ve hatta, kendisine ait önceden getirdiğimiz düşüncelerimizi de.

Gözgözeydik ve artık neyse o kadar gerçektik birbirimiz için.
Burada Dubrovnik ten bile güzel, hatta harikaa bir gün geçireceğimizi bilmiyorduk daha.

Bot ile Büyük Kanalda ilerleyip karaya vardık.
Şehir 100 den fazla ada üzerine kurulu.
Ters bir S şeklinde boylu boyunca şehri ortalayan, yaklaşık 4 km uzunluğunda ve 30-75 m genişliğindeki Büyük Kanala, az sonra gondol turu ile bir göz atacağımız küçük kanallar (150 nin üzerinde küçük kanal var) bağlanıyor.Burası şehrin ana caddesi oluyor bir yerde:)

Venediklilerin kendini ne denli ayrıcalıklı saydıklarından bahsediyor rehberimiz biryandan. Bu sebeple İtalyanım demez Venedikliyim derlermiş. Bir benzerini de bu tutumun, İzmir de görebilirsiniz dedi. Bizi gülümseterek. Namı değer 35,5 Karşıyaka...Biz mi? biz İzmirliyizzz. Kesinlikleee :D 
 

Geziye Meşhuur GONDOL TURU ile başlayacağız.

Hadi bakalım.
Heyecanlıyız...
Doğukan çok sevimli, şu sıralar turdaki diğer kişiler ona laf attıkça şımarıyor.
Bu arada hava soğuk biraz, Doğukan uyuyunca rahat etsin diye tedbirlerimiz almıştık neyse ki...
Gondol için kısa süre sıra bekledik ve sonunda Doğukan ile birlikte yerleşmeyi başarıp, başladık turumuza. Bu deneyime bir de etrafı izlerken aynı zamanda Doğukan a birşeyler yedirme çabasını da ekledik.

Çocuk sahibi olmak aynı zamanda el becerilerinizin olağanüstü artması demek biliyormusunuz? Gerçekten.
Kucağımızda Dodi, elimizde kamera.
Biryandan etrafı neşe içinde izleyip, diğer yandan Kaan ile sürekli vır vır konuşup, öte yandan elde kaşık Doğukanın sürekli yön değiştiren ağzını bulabilmeye çabalarken ki buna bir de gondolun narin salınmalarını ekleyin, bir de fotoğraf çekmeye çalışıyoruz :D
Yok yokkk,
Ben diyorum, çok faydası oldu bu çocuğun bize diye Kaan'a...
Bir de ikinciyi yaparsak, bunları belli yaşa getirene dek edindiğimiz maharetle, on işi gocunmadan birlikte salak bir neşe içinde yapabiliyor oluruz diyorum.
O da;
"Yetmedi zaten sabahları bakıcılık, tüm gün mühendislik yapıp üstüne çıkışta evde Doğukanın yemeğiydi eğlencesiydi curcunasına kapıldığımız, arada da, sözde dinlenmek için gidilen her mekan için, tüm arkadaşlarımızdan iki kat efor harcayıp; "nereye bırakacağız", "vay efendim ne yiyecek", "aman montunu unutmaaa", "şu saatte gelicez" gibi türlü sorunlarla uğraştığımız, bir de yetmez gibi, "doktora yapalım" üstüne zaman kalırsa "yok bloga yazı yazalım", "aman bu yıl oscar gelmeden tahminlerimizi yapmak için filmlerimizin hepsini izleyeyim" le senenin 10 da 1 inin sabahlanarak geçirildiğiii .................."
diyeee devam ediyordu ki zor susturuyorum ve bir kez daha kabul ediyorum ki, ikinci çocuk hayal benim için :D.
Tek çocuk kaldın anneciğim, kusura bakma.
(Okuyanlar da ikinci bebek istiyorum sanacak :D, değil tabii. Şimdilik en azından :D)
Buraya nerden geldim ben :D hemen konuya dönüyorum...

Şaka bir yana, bu tür zorluklara zaten alışkın olduğumuzdan ,Doğukan ile genel olarak tüm seyahat sandığımızdan çok daha kolay oldu.Doğukan çok uyumluydu. Bu sebepten bir bebekle ya da çocukla böyle bir gezi yapabilir miyim diye düşünenler kesinlikle yapabilirsiniz derim.
Küçük kanallardan geçerken bir yandan evleri,etrafı dikkatle izliyorum oradaki HAYATA DAİR İPUÇLARI arıyorum ama bulmak zor.

Evlerin girişleri sular içinde dikkatle izliyorum ve önlerinde camlardan sarkan rengarenk çiçekler var çok ama çok şirin görünüyor ama içlerinde kimler, nasıl yaşıyor.
(Aslında gezi boyunca , gerçek yaşantıdan izleri hep arayıp duracaktım elimde olmadan. Buranın gerçek sahipleri, bu gelip giden hiç olmasa, nasıl yaşıyor diye? içimi kemiren merakımın harika ürünü)


Ancak tuhaf bir şekilde burada gerçek bir yaşam izleri bulamıyor insan.
Sanki sadece turistler birbirini ağırlıyor gibi.
Burada yaşayabilirmiyiz? Nasıl yaşanıyor? onu bilemiyorsunuz.
Özellikle heryerde var olan köprüler bazı durumlar için zorlayıcı oluyor. Bir bebek arabası ile (küçük köprüler merdivenle inip çıkılıyor ve çoğunda yanda bir rampa göremedim ne yazık ki) o kadar zor yürüdük ki tekerlekli sandalye kullananlar ne yapıyor acaba, artık o yönünü hiç düşünemiyorum.

Bunları düşünmeden tadını çıkartmaya bırakınca, gerçekten büyülenmemek elden gelmiyor.
Çünkü harika bu dekor eşliğinde, bir masalın içine girmiş buluyor insan kendini
Ve masal bitip eve dönme vakti gelince, her daim aklınızda kalan bir yer oluyor kesinlikle.
Bir kez daha uzun süre olmasa da şehri biraz daha içimize çekebileceğimiz bir ziyaret yapmayı isterim doğrusu


Gondol turu bitipte, rehberimizle Şehir Turuna başladıktan kısa süre sonra, Doğukan uykunun tatlı kollarına bıraktı kendini . Biz de Venediği keşfe koyulduk ... Gezerken heryerde harika porselen VENEDİK MASKELERİ görüyorsunuz ancak hikayeleri ilginç:

Maskelerin çıkışlarının 1348 de nufuslarının yarısının ölmesine neden olan veba hastalığı olduğu söyleniyor.İnsanlar bu hastalık izlerini saklamak için yüzlerine maskeler takmış, pelerinler ve eldivenler kullanmışlar.
Düşündüm bir an, şimdi de maskeler yaygın dedim kendime, insanlar içlerindeki hastalıklar, arızalar görünmesin diye görünmez maskeler takmayı keşfettikleri beri gerçek maskelere gerek kalmadı)
Hüzünlü maskeler bu dönemi sembolize ediyormuş.

Ve bir de ikiyüzyıl kadar sonra Venediğin en güçlü gösterişli dönemlerinde bu kez bambaşka amaçla kullanılan maskeler var, onlar bu şaşaa içinde eğlencenin dibine vurmuşken yüzünü saklamak maksatlı kullanılmış ki kötü bir şekilde gülümseyen maskeler bu dönemi işaret ediyor.
Tarihte sayısız kez bu maskelerin türlü mekanlarda kullanımına yasaklar getirilmiş ki sonunda sadece meşhurr karnaval dönemlerinde takmak kalmış. Bir de karnaval döneminde gelmeyi çok isterdim doğrusu...Karnaval süresi 10 gün boyunca Venedikliler nesillerdir burada yaşayan atalarından duydukları gururla o güçlü dönemi anar ve tüm ihtişamları ile boygösterirlemiş...
Maskeler ve harika kostumlerle
Kim böylesi bir dekorda sahne almak istemez acaba? 

Maskelerden sonra bu kez yine hüzünlü bir hikaye geldi;,
Deniz manzaralı bir hapishane ile Dükler Sarayını birbirine bağlayan minik bir köprüye ait. İsmi    İÇ ÇEKİŞLER KÖPRÜSÜ (Ponte dei Sospiri) ya da diğer adıyla SON NEFES KÖPRÜSÜ...

Hapishanedeki mahkumlar ölmeden bir gün önce deniz manzaralı odalara alınıyor, idam günü ise devletin ileri gelenlerinin toplandığı Dükler Sarayına geçerek darağacına gönderiliyorlarmış. Napolyonun "Avrupanın Salonu" dediği St.Marco meydanında kanaldan girişte bulunan iki sutunun arasına kurulan darağacında yaşamlarına son verilen mahkumların son bir kez venedik e baktıkları ve minik oymalarından içeri giren havayı son kez solurken bir yandan da günahlarının pişmanlığıyla iç çektikleri ah çektikleri kapalı köprü bu isimle anılıyor.


Bakışlarımızı çevirip meydana doğru ilerlerken DÜKLER SARAYI na geliyoruz.
Seçimle başa gelen düklerin resmi konutu olan bu saray ,tam 9 yy boyunca imparatorluğun yönetildiği yer olarak Dış ve iç görüntüsü ile tüm ihtişamı ile boy gösteriyor.Fresk tekniği ile yapılmış resimlerle donatılmış Sarayın tavan resimleri olağanüstü.Gösterişli Saray da tartışma ve Seçimlerin yapıldığı Büyük konsey Salonu ise gerçekten ne kadar büyük dedirtiyor.
İçeriye fotoğraf, kamera, hatta çanta sokmak, kesinlikle yasak.
Saray ve Sarayın avlusunda bulunan girişi Porta Della Carta gözalıcı gotik eserler olarak göze çarpıyor


Meydanın girişinde sağda, Dükler Sarayı, solda, Biblioteca Marciana(SANSOVINA KÜTÜPHANESİ)
Mimar Palladio nun eseri olan kütüphanede nadir eserler bulunuyor ve kentin kütüphane ve eğitim mekanı olarak görülüyor...

Alanın denize bakan her iki yanında da birer tane sütun mevcut(biri Dükler Sarayı diğeri kütüphaneye yakın). Birinin üzerinde St.Marco’dan önce şehrin korucusu olan Bizans Kraliçesi Teodora’nin heykeli, diğerinin üzerinde ise Kentin koruyucusu St.Marco’yu sembolik olarak temsil eden ve Venedik’in de sembolü olan bronz bir kanatlı aslan heykeli yer alıyor.

SAN MARCO MEYDANI na ilerliyoruz.

Bu harika meydan çok özel yapılarla çevrili.
Üç tarafı REVAKLARla süslü (Procuratie Vecchie, Procuratie Nove)

İşte bu revakların önlerinde bizim de oturduğumuz renkli cafeler bulunuyor.
 
Revaklı 3 kenarın tam karşılarında 4.kenar
olarak düşünebileceğimiz konumda ise SAN MARKO BAZİLİKASI bulunuyor.

Bu harika meydan, Venedik tarihi boyunca önemli ve yaşamın merkezi olan bir meydan olmuş.
Meydana adını veren Bazilika, ilk olarak, İncili yazan dört havariden biri olan Aziz Markos (Saint Marco)'nun İskendireyeden çalınan kutsal kalıntılarını muafaza maksatlı yapılmış. Adını da burdan alıyor.
Bazilikanın kelime anlamını da öğreniyoruz,çok tanrılı dönemlerde Hristiyanların gizli ibadet yeri anlamına gelen bir kelime imiş.
Bazilika önünde yer alan meşhur 4 atlısı, 1204 yılında İstanbuldan (Konstantinopolisten) savaş ganimeti olarak getirtilmiş. Orjinalleri içerideki müzede sergileniyor.
İçi ,dışı kadar gösterişli olmayan bazilika Bizans mimarisi en iyi örneklerinden kabul ediliyor ve Mozaiklerindeki yaldızlarından dolayı Altın Kilise olarak da biliniyor.
Bazilika’nın karşısında bulunan Campanile di San Marco kulesi (ÇAN KULESİ) asansörle 99 metre yüksekten Venedik’i izleme fırsatı sunmakta.

Meydanı sular basmış, başka bir deyişle şehir terliyor ve kurulu platformlar üzerinde sırayla yürüyoruz.Meydanda güzel cafeler bize göz kırpıyor ama bu keyfi dönüşten hemen önceye saklıyoruz ve içerilere dalıp gidiyoruz.
Ve RIALTO KÖPRÜSÜ'ne varıyoruz.
İki yakayı birbirine bağlayan üç büyük köprünün en eskisi.
Köprünün bacaklarından birinin tam karşınında İtalya'nın en meşhur pizzacısında elimizde pizza alıp yemeye koyuluyoruz ( en azındna bize böyle söylediler).Harika idi.Arkamızı bir döndük, bir tane daha alalım derken, 50 kişilik falan bir grup basmış orayıı vazgeçtik.
Doğukan ın suluğu gemide kaybolduğu için ve canımm oğlum bardaktan su içmeye razı olmadığından bir mağaza aradık bebek malzemeleri için güzel bir yer bulduk sonunda. Birkaç yere sorduk tabi, tarifler çok komik hep köprülerden veriliyor.Etrafta meşhur Murano adası cam işleri burano adası dantelleri örtüleri var. Turlardan biri bu iki adayı kapsasa da biz şimdilik halimizden memnunuz. Belki bir sonraki sefere artık gülümsüyoruz :DGeri döndük Meydana .
Sular gitmiş güneş açmış.
Burada bir kahve içmeden gitmek olur mu?
her daim canlı klasik müzik dinleyebileceğiniz orkestraları olan güzel cafeler, meydanda güvercinler, ortada dans eden çiftler, fotoğraf fotoğraf çektiren turistler...
"İçtiğim en güzel kahveyi" (şimdi, belki önyargı,belki ortamdan etkilenme diyeceksiniz ama ne derseniz deyin içtiğim en güzel kahve hala ) sipariş verip, tüm gün gezimizin yorgunluğunu da tadını da çıkardık.
Doğukan uyandıı ve kuşlara deliren oğlum için neşeli bir kovalamaca başlayacaktı az sonra önce yemek yendi büyük bir iştahla, müzik ilgisini çekti ama kuşlar herşeyi unutturdu :D
Gezi bitiyor...

Güzel çok güzel bir atmosferdi. Her anı her köşesi güzeldi.

Burdaki gerçek yaşamı aramayı bırakmıştım

Bu sahnenin güzelliğinde kaybolmuştum bende

Tuhaf birşekilde bana İstanbulu hatırlattı biraz

Nedense ....


FOTOĞRAFLARLA VENEDİK
Fotoğraflardan birinde Kaan ile ben bazilika önünde poz verirken Doğukan nerde dikkat ettiniz mi kaçmış gitmiş hemennn :D :D
DOĞUKAN'IM GÜVERCİNLERİN PEŞİNDE

Dodi Çeşmee'deeee :D

16 Ağustos 2009 Pazar

İşteee dodimm Eski günlerdeki gibiii

İşte 3hafta önce fotoğraf makinası yanımızda olmadığı için görüntüleyemediğimiz güne ait notlar:
"Geçen yıl denizde nerdeyse yüzen :p dodişe güvenip çeşmenin buz gibi sularında onu hoop diye denize sokunca beklenmedik sonuçlar ile karşılaştık.Dr' umuz bu durumu tam bu yaz denize bay bay olarak yorumlamıştı ki, bu hafta sonu çıkmayan candan umut kesilmemesi gerektiğini bir kez daha anladık: sadece küçücük kum bir girişi olan ve geri kalan yerler bir platform olduğundan tüm çocukların bu kum giriş te oynayıp denize girmesi olayı çözdü. Doğukan oraya önce oturdu, oynadı, çocuklara laf atmaktan, birbirlerinin oyuncaklarına sulanmakta geri kalmayan çocuklarla neşeli kahkahalara dönüşen bu eğlence denizde bittii. "Annecim gel!" deyince bana gelen ve denizde kaplumbağası ile birlikte atlamalar yapan Dodi tekrar gülerek sudaydı...yaşasın zafer bizim olduu...
Çok eğlendik, o kadar yoruldu ki sonunda 2,5 saat yanımızdaki şezlongda uyuduu veeeee tabii ki ben fırsat bu fırsat renkli dergiler bol boll yüzme ve yalnız ve sakin bir yemek yeme bulutlarının üzerinde yürüdüm.
Acayip dinlendim...

Çeşme süper süper süperrr...."
..............
3 hafta sonra bugün
Veee işe bu kez foto makinası da vardı.



Dodii Yoğurt yiyor

14 Temmuz 2009 Salı


Yoğurt yiyor oğlumm :D

Beceriksiz minik tutuşuylaa harika ellerinden bana da yedirerek...

Koca kaşığı kaseye çalıp...diyorlar ki kirlenmek güzeldirr.Pekii soruyorum çamaşır sermek de güzel midirr gerçekten :P

Bu zevkli yeni keşfin sonunda elinle de yüzünü birr karıştırıyorsun kii sormaa :D bu kez kremalı pasta gibi oldun ve hemen duşun yolunun tuttukkk. Sanırım yoğurt maskesinin yüze faydası vardıı :D :D :D

Bıcı bıcı :D İyice sardın bu işe, pilav makarnaa domates suyuu kaçmıyoo elinden...

Ellerinlee ya da kaşıklaaa az yeyipp çok dökerekkk ama çokk hem de çok eğlenerek bir şeyi daha öğreniyorsun.

Sen öğrendikçe biz gülümsüyoruz.

Sen uyuyunca biz temizliyoruzz :P

Sabırr sabırr ya sabırrr :D

DEĞİRMEN'e Ziyaret

21 Haziran 2009 Pazar

Çok güzel bir hafta sonuydu.
KUŞADASI DEĞİRMEN de idik bu kez.

Dodi için harika bir gündü yorucu eğlenceli keşif dolu. Bizim için de tabiii...
Yıllar öncesinden aklımda buraya gelişime dair en canlı görüntü
gölet cafeye uzanan asma köprüsü üzerinden izlediğim ördeklerin hoopp suya dalışları idi.
Tahminimizden uzak bu yerden elimizde kese kağıtlarına konmuş özenle paketlenmiş organik meyvelerimizle döndük.
Ben tabii hemen kiraz ve çengel armutlarıı denedim dayanamayııppp :)
Çoook beğendimm dönüp şeftali ve kayısı da aldımmm
Çocuklar gibi şen yol boyu meyvelerin olağanüstü kokularıyla döndük.
Dodiiiiimmmm sevdinn mi burayıı sennn? Gene gelelimmm miiii? :)

dodiişş asma köprü üstünde zaten dengelii olan yürüyüşünü çoşturduuu :D :D
Cafe de gözleeme ile kandırıp sevmeye çalıştığıı kedicik inn peşinden az koşmadıı ama kedicik hiç sevdirmedi kendini oğluşumaa kulağınıı hafif bi yakaladıı onu saymazsak tabiii :)

Bir sürü havyan görmüş olduuu çoğuna havvv havv diyerek onları dumur ettii :) buna en çok da arap atları bozuldu :) en sevdiği yer minik bir tavşanı havuçla beslediği yer olduu ki ayrılmak istemedii.Ağladı giderken...
Atların yannından dönerken dönüş yolunda şirin banklarda mola verdik
Restorant yolunda fotograf cekimi yapılan bir gelin gördükk ama ilgimizi çekmedi...Vak vaklarr çok güzeldii onlara çok güldük
Veee en sonunda harika restorantta güzel bir yemekle günü nihayetlendirdik. "aman ne zalimsiniz çocuğu yerde koyuppp yemek mi yediniz" diyenleree ,Dodi çimenlerden kalkamıyor öyle oturuyorr korkuyor hehaldee bu sayede yemeğin yarısnı rahat yedikk desemmmm :)
Sonra kalan yarısında dodi de benim ana yemeğimin yarısını yedi desemmm :D valaa



Şirin Dodimmm ben ve babasıı sırayla şık mık bakmadan bebiştir ne yapsa yeridir e sığınıp çimlerindee yattık yuvarlandık restoranın ,Dodi bize su içirdi içtiğimizden emin olmak için şap şap diye de ağzımızı şaplatmamızı istediiiii :P :) şebek ettiii biziii :D
İşteeeee böylece bir güzel ctesi bittiii.....

SAPANCA BÜYÜK BULUŞMA

12 Haziran 2009 Cuma


Aslında araba olmadığı için olanaksızdı Sapancaya gitmek. Bir gün önce Arzu'ya, gelmek istiyorumm ama zor demiştim.Lakinn birtanecik canım eniştemi, orda askerlik yaptığı için iyi biliyor olması ve sevdiği bir arkadaşına uğraması bahanesiyle kandırırak gittik.Zaten beni asla kırmayan ablam ve eniştem her kahrımızı çektiler, dodimle benim tatil boyunca...
Dodiminn Heyyydeeeee ve Deddddeee sii :D :D
Benim canımsınız.
Bir araba kiralayıp gittikk, arabasız gidilmezmiş zaten.

Ev çok kolay eniştem inat edip dolandırmasa daha erken varacaktık ama sonunda heyecanla vardık.Elimizde telefon içimizde ister istemez koca bir heyecan Site önünde arabamız durdu sonunda.Dodim yolda uyuduu terlemiş üstünü değiştiriyorumm kafamı camdan yana bir çevirdim hooopp Arzucummun güzel gülüşü karşıladı beni. Eskii bir dostu ziyaret kadar kocaman gülümseme kapladı yüzüümüü, dışarı çıktık evin kapısında üç güzel gülen yüz bizi bekliyor.Beklediklerinden kalabalık gittik biz bu misafirperver nisan ailesine ya azcık mahçupp gülümseyerek girdik içeri.

Ve o andan en son ayrıldığımız ana kadar bu gülümsemee eksik olmadı yüzlerimizden.Güzel Arzucum, Alpercim ve Azracım bizleri çok ama çok güzel ağırladılar.Zerre kadar yabancılık çekmedik ve her tanışma böyle olacaksa tüm nisan anneleriyle tanışma fırsatını mutlaka değerlendirelim dedirtecek kadar güzeldi. Arzucuğum çok yorulmuş, çok ısrar ettimse de sakın yapma diye yemekler hazırlamış hepsi birbirinden nefis, ellerine sağlık canım .Yemekleri hazırlamakla kalmamış bir de özenerek harika bir sofra hazrılamış ki bize.Marifetli anne kek tarifini de bekliyorum hala.



Azracım tam bıcıırkk, yani beklediğim gibi, fotoğralardan net bir şekilde anlaşıldığı gibi yerinde durmuyor hiç, bir de harika kahkahalar atıyor ki değilse de Muzip gülümsüyor sürekli.Güleç bebeğim benim. Azraa süpürgeyii getirrr hemennnn koşup getirilir itina ile Azraa alemsinn bir getirdin süpürgeyi pir tüm bebişler peşine ağlarrr nedir bu bebişlerin süpürge vileda merakıı alahaşkınaa yahuuu...Çok komikk :D

Arzucum da kiloloyumm dese de kimse inanmasın yanii tam fıstık bence yüzün çok güzel arzucum arkadaşlığın ve evsahipliğin öyle güzeldi ki zaten senin güzel görünmemen imkansız oldu tabii.İkimzde şükriye kadar formumuzda değiliz tabii itiraf edelim ama güzelliğinden hiçbirşey götürmüyor bu.Esmer güzelii :)

Ben ilk kez bu tatilde net ten tanıştığım kişilerle tanıştım ve çok ama çok şaşırdım bu kadar iyi geçmesine doğal olmasına konuşacak konuların çıkmasına, düşünün ki sıkılgan yerinde durmayan eniştem bile planladığımızdan çok uzun süre kalmamıza rağmen pek sıkılmadı :) En komiği de zaten onlara bu tanışmadan bahsetmem oldu " neee ne internetten biriyle mii yaaaa allahımm" diye diyeee onlara çok tuhaf gelen bu tanışmayı gözleri önünde gerçekleştirdim. Bu buluşma tüm bu önyargılara inat çok güzel geçti.

Canım Şükriyeciğimi oralara gelip seni görmesem olurmuydu hiç.Telefonun olmadığı için Arzudan rica ettim Şükriyecim de izinleri birer birer almış geldi. Uğraşarak son anada haberi olduğu için şartları zorlayarak geldi örmek için bizleri ayaklarına sağlık. Ne iyi etti nde geldin senle de tanıştık. Vee Artık aramızdan biri nerdeyse o da nisan annesi sayılacak bizim gizli takipçimiz Filiz ve canım egeciğimle birlike birkaç saat sonra da onlar katıldılar aramıza.Şükriyeciğim acayip formunda uzun boylu çok güzel gülüşüyle içimi ısıtan canım egemin annesi.Egeciğim de dodi gibi farklı yerde farklı oyuncaklar olduğundan belki daha uslu durdular orda Azraya kıyasla yani.Egeciğim beni çok sevdi yandan yandan gülümsedi bana hep.Şirin yüzüm benim.Öpmeme ses çıkarmadı bile...Ve tarifini beklediğim O kek Egeciğimin yüzüne öyle bir yakıştıı ki annesi yedirdikten sonra o görüntüyü hiç unutamayacağım foto çekemedim ama çok şirin sevimli bir surat oldu.kekin yarısı yüzdee :D filizciğim de iyi ki geldi tanıdık, egeye çok iyi baktığına ilk 5 dk da emin olduğuumm kıpır kıpır her an herşeye yeten güzel arkadaşı şükriyeciğimin.Şanslısınızz En çok da Ege şanslı

Ege Azranın bisikletinde Dodim salıncağındaaa kuruldular acayip mutluu oldularr.Bol oyuncak güzel bahçe veranda olunca sıkılcak yer kalmadı hiç.

Üç anne de bebeklerinin iki yeni yaşıtı arkadaşıyla nasıl oynayacağını neler yapacağını meraklı gözlerle izledik.Çok küçükler daha arkadaşlığı bilemiyorlar ama üçü yanyana ayrı tellerden çalsalar da güzel oynadılar, hiç sorun çıkmadı.

Kaan iyi ki görmedi bu bahçeyi dediğim imrenilecek kadar güzel baçelerinde yağmurdan ıslamnış çimenlerde oturup tek birleştirici unsur çubuk kraker kardeşliği nde buluştular.Bir de şirin köpeğimiz katıldı aralarına kii o da " çubuk krakerlerrr benimm heyyttt" edasıyla hepsini sildi süpürdü resmen.
Bebişler köpeğin burnunu elliyor kuyruğunuu sonra tüylerini tutmaya çalışıyorduuu ki şunu farkettim bunlardan herhangi birini biz yapsak karşılığını muhakkak ki alacağımız canım hayvan bizim bıdıklara gıkını çıkarmadıı öyle olağan yanyanaa durdular. İzlemesi çok keyfli oldu benim için.

Vee ev fotolardan net anlaşılmıyor çok değişik hoş bir site içinde, sanıyorum ağaç ev ,havuzu da doldurulmaya başlanmışken gördüm.Büyük şans böyle evde yaşamak hele de bebek varsa azcık fazla iş çıkarsa da tadı çıkarılası yaşanılası ...

Amannn Alper i unutmayayım çünkü unutulacak gibi değil bir elinde bir bebek öbür elinde birini bisiklete bindiren sürekli anneler azcık nefes alsın oturup konuşabilsinler diye yemeği bile biizmle yiyemeyen ve sürekli bebişlerle ilgilnen örnek babamız.Ellerine kollarına sağlık Keşke Kaan ve Ahmet de gelebilselerdi hem yükün hafilerdi hem de eşlerde tanışmış olurdu neyse bir dahakine bize geldiğinizde artık.

İyi ki tanıştım hepinizleTekrar teşekküler Arzucuğum bu buluşmaya evinizi sofranızı misafirperverliğinizle açtığınız için.
Dodii mii????????
Yolda dönüşte arabada geç kalıp ona bir meyve bile vermediğim için (yolda kavanoz maması da bulamadım) aç uyumak istememesi ve yol boyunca ağlayarak canımıza okuması
Bahçe havası ona çok iyi geldi için gece uyanmadan uyuması
Üç arkadaşıyla yanyanaı çok farklı bir deneyim yaşamış olması
Alperinn "Arzu bak ne kadar uslu oturuyor" demesii ve dodinin orda gerçekten uslu uslu oturması
Çok ilginçtir hiç sevmemesine ve her oturttuğumda itiraz etmesine rağmen bir haftadır özlemiş olduğundan mıdır nedir Azranaın mama sandalyesine oturmak istemesii
Çimenlere serilen örtü üzerinden dışarıya pek çıkamaması çünkü çimleri ellemekten korkması ve orda uslu uslu oturmasna biraz da bunun neden olması
Sanırım azcık kıskanıp dedesinneee deddee dedde diyerek sakallarını okşaması

arada gidip giidp arzunun kucağına koşması
Arzunun özenle hazırladığı öğle mamasına burun kıvırıp beni rezil etmesi
hiç aklımdan gidemedi.








PASTA ÜFLEYEMEME :D

26 Nisan 2009 Pazar

- Üfleee üfleeee Dodiii

- Yoooo yoo

- Üflemeyi aylar önce, okuduğum kitabımdan öğrendim.

- Ama buu çok güzel görünüyor, üfleyip söndürmek yerineee acaba dokunabilir miyimmmmm???? :D

- Hayıııııııııııııııııııııııııııır

BABBB BAAAA

30 Mart 2009 Pazartesi



Birden, defalarca, çoşkuyla söyleyince kamera ile kayda geçirdik bu kez...
Ancak sonlara doğru devreleri yaktıı :P :D :D ...........

Bana nispet yaparcasına önce baba dedi oğlum.
Ben ise sadece "Annnn" ım, sadecee avaz avaz veryansın eder gibi söylediğii... Umarım güzel ve hoş bir sesle anne dediğii, diyeceği günler yakındır.

Yeni keşif

19 Mart 2009 Perşembe

Bakmayın siz burdaki ilk denemelerimizdi ...

Çok sevdi başka çocukları yaklaştırmadı bile
Bu oyuncağın başından ayrılmayıp hemen almamıza neden olan oğlum, bir kez daha tezz zamanda kendisinden sıkıldı ve bu da ortadan ancak birkaç gün kaybedince oynanan oyuncaklar arasında yerini aldı ...
Ama şu an ilerletti becerisini ,tüm eliyle ikişerli üçerli hareket ettiriyorr ve bir "ben çözdüm bu işi canıııım" edasıyla gülümsüyor.
Bak Dodicim eski günlerini de biliyoruzz canımcımmm :D




Bir Pazar günü rastladım size...

16 Mart 2009 Pazartesi


Bir pazar kahvaltısı
Sevdiğin arkadaşlarınla
Güzel bir
mekan
Çocuklar
oyuncaklar...


Cem ve Şirinin tatlı yaramaz oğluşları ve henüz onlara ayak uyduracak yaşta olmayan çimlerle bile ilk kez tanışan Dodim
Çok eğlendik ...Atahan tam abi olmuş Dodi yi hem sevdi öptü hem de ona yaramazlık yolları gösterdi...
Örneğin önündeki kesme şekerlerin kağıdını açıp sonra bize dönüp " aa bakın şeker yemek istiyooooo" diyerek de kendini ele verecek kadar şirin :D
Bartu da Dodi biraz daha büyürse arkadaş olur belki ona.Her gördüğümde hızla büyüse de , benim halaa umudum vaaaaar
Duuuur Bartuuu sana yetişelimmmmm biz de , bekleeeeeeeeeeeee
Atahan abi olsun bize ama biz arkadaş olalım olurr muu senleeeee?







Dodi kitap kurduuu :D

14 Mart 2009 Cumartesi


Doğukan iki aylıkten beri inatla ona okuduğum kitaplarımdan sonra , günün birinde artık kendi elinde tutup çevirebileceği hatta kemirip tadını bakabileceği ona uygun ilk karton kitabını aldığımızda, hikayeyi gözlerimin içine baka baka dinleyerek, ustalıkla sayfalarını çevirerek ve adeta okuma taklidi yaparak , emeğimin ve uğraşımın karşılığını fazlasıyla vermiş oldu.
Bezden kitabı, yatak başucunda sabahları hala elinde bulduğum kitabımız.
Bu videodaki ;"Hayvanlar aleminde Dodii "kitabı bizati tarafımca tasar edildi, çıktıları alındı, dizildi...he hee :)

Kitaplarımız çoğalıyor. Yeni eğlencemiz yapbozlu kitaplar. Doğukan tahmin edileceği üzere bozma kısmında uzman, ayrıca parçaları kemirme ve alıp kaçırmada da ustalaştı. Ben bir faydası olur mu bilmem bıkmadan yerlerine yerleştiriyorum dikkatli bakışların altında.
O günlerde gelecek tabi :P

Dodi saçını tarıyor...

17 Şubat 2009 Salı



Dodinin saç fırçası olduğu gibi duruyordu ama ilk tarayışımızda elimizden kapıppp ben yaparımmm dediiii bizeee :D